| Ö HARFİ | |
| Öbek | Tomurcu, aynı türden şeylerin oluşturduğu yığın küme |
| Ödül | Iyi bir işe, bir başarıya karşılık olarak verilen şey armağan |
| Öge | Olağanüstü işler başaracak yetenekte olan kişi |
| Öğet | Iyi, uygun, güzel |
| Öğün | Kendini yücelt, gurur duy - Zaman, kez, defa - Önde gelen |
| Öğünç | Övünmeye yol açan ya da hak kazandıran şey, övünme |
| Öğüş | Övme biçimi |
| Öğüt | Birisine ne yapıp ne yapmaması gerektiğini belirten söz, tavsiye |
| Öke | Olağanüstü işler başaracak yetenekte kişi, çok yetenekli |
| Ömür | Yaşama süresi, hayat |
| Önay | Ay'ın ilk günlerindeki durumu, ilkay, yeni çıkmış ay |
| Öney | Önde giden, ileri giden, önde olan |
| Öngül | Direnen, inatçı - Kılavuz, öncü, teşvik eden - ilk gül (ilk çocuk için), önde gelen gül |
| Öniz | ilk iz (ilk çocuk için), önceki iz |
| Ören | Eski yapı ya da kent kalıntısı |
| Örengül | Örende yetişen bir tür gül, ak gül, yaban gülü |
| Örge | Süs, motif |
| Örgün | Türlü ve düzenli parçalardan oluşan |
| Övgü | Bir şey ya da kimsenin iyi niteliklerini, değerini belirtme, Övme, övmek için söylenen söz |
| Övgül | Övülmeye değer. |
| Övgün | Övülmüş, övülen kişi |
| Övgünç | bkz. Öğünç, övünç |
| Övül | övülesin |
| Övün | Kendinle, güzelliğinle övünmelisin, övünesin |
| Övünç | Övünmeye yolaçan ya da hak kazandıran şey, kıvanç, sevinç, övgünç, öğünç |
| Öykü | Hikaye, masal, ayrıntılarıyla anlatılan olay |
| Özal | Özü al, özü kızıl yalım rengi, al özlü, nar çiçeği özlü, öz al |
| Özaltan | Özü kızıl sabah vakti, öz al renkli tan |
| Özaltın | Özü altın, altın gibi içsel varlığı olan |
| Özant | Içten ant, samimi yemin |
| Özarı | Özü temiz, temiz ve öz, öz ve arı |
| Özay | Özü Ay gibi, gerçek ay, asıl Ay |
| Özaydın | Özü aydınlık, içsel varlığı pırıl pırıl |
| Özben | Bireyin kendi varlığı |
| Özbir | Özü sözü bir olan |
| Özde | Kişinin kendi içinde, özünde, canda olan |
| Özden | Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili |
| Özdeş | Aynı, benzer |
| Özel | Yalnızca birşeyle, kimseyle ilgili |
| Özen | Büyük hassasiyet göstermek |
| Özge | Yabancı - İyi, güzel - Cana yakın, şakacı - Yürekli, gözü pek |
| Özgen | Başına buyruk. Rahat. Özü geniş. Kuzu kulağı otunun filizi |
| Özgül | Öz+Gül, gerçek gül, benim gülüm anlamında |
| Özgür | Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, koşula bağlı olmayan, başına buyruk, hür |
| Özinal | Özüne inanılan |
| Özlem | Bir şeye karşı duyulan istek, bir kimseyi ya da bir şeyi görme, kavuşma isteği |
| Özlen | Görme isteği uyandır, kavuşma isteği ver, seni özlesinler |
| Özler | Bekleyip durur |
| Özlü | İçten, verimli kişilikli |
| Öznil | Nil gibi verimli |
| Öznur | Özü ışıklı, aydınlık |
| Özsu | Besleyici su, besisuyu, bitkilerin dokularında bulunan su |
| Özten | Güzel tenli |
| Özün | Şiir - Hak edilmiş ün |